![]() |
|||
![]() |
|||
![]() |
|||
Mesela keyfiniz olmadığında hüzünlü bir parçanın frekansları beyninizdeki üzgün frekanslarınızı daha da arttırır. Veya tersini düşünürsek, mutlu bir zamanda daha hareketli müzik dinlemek isteyebilirsiniz çünkü beyninizin frekanslarını arttırarak size keyif verir. Şimdi bir de şöyle düşünün keyfiniz olmadığı bir zaman keyifli bir müzik çaldığında ya sizin frekanslarınızı bozar ve kötü bir harmoni oluşturur neticesinde de rahatsız olursunuz, ya da kendinizi o müziğe verip beyninizin yeni bir frekans harmonisine kavuşmasını sağlayabilirsiniz. Anlık olarak üzücü düşüncelerden uzaklaştığınızda etrafınızdaki başka bir uyaran sizin farklı bir düşünce boyutuna kaymanızı sağlayabilir. Tabii, beynine daha iyi hakim olabilen insanlar, gerek kendi keşfetmiş olsun gerekse bazı öğretilerden gelmiş olsun, dış bir uyarı olmaksızın beyinlerini istedikleri doğrultuda duygu ve düşünceler içine sokabilirler. Beyine tam hakim olma durumunda ise, beynin istenilen frekansları üretmesi ve alması sağlanabilir. İşte bu durumda, mesela bir objenin frekansı yakalandığında o obje üzerinde fiziksel temas olmadan değişiklik yapılabilir. Telapati denilen, gerçekte beyin frekanslarını alma ve vermekten ibaret olan durum yaşanabilir. Hatta bazı frekans harmonileri ile yerçekimi bile alt edilebilir, vücut bir süper iletken gibi davranabilir. Bunun sonucunda kimi yogilerin yaptığı gibi yerden havalanma durumu veya ağırlıkta azalma gözlemlenebilir. Zaman Üzerine Zaman düşündüğümüz gibi bir yöne akıp giden bir yapı değildir. Zaman içinde yüzdüğümüz dinamik aether deki değişimlerdir. Şöyle düşünelim elimizde hiçbir referans olmasın uzay boşluğunda olalım ve hiç bir gezegen,obje görmeyelim. Zamanı ölçebilir miyiz, hayır. Peki zaman ilerlerler mi? Kendimize bakabiliriz, kendimizde değişikler görürüz. Derimiz kırışır, hücrelerimiz iyi çalışmaz, yaşlanma dediğimiz durum oluşur. Peki yaşlanma nedir, yaşlanma aslında bir değişimdir. Evrenin döngülerinden birisidir. Öyle ise biz değişime zaman diyoruz. Nasıl ki güneş doğup batıyorsa ve biz o döngüyü parçalara bölüp buna zaman diyorsak aynı şekilde evrendeki tüm yapılar sürekli değişir. Biz güneşe göre zamanı böldük. Peki öyleyse güneşin doğup batması belli bir frekansa sahip bir olaydır. Fakat baktığımızda etrafımızdaki her maddenin kendine göre bir frekansı vardır biz onlardan birini referans aldığımızda zaman kavramı değişir. Bizim zaman olarak gördüğümüz şey sadece sürekli değişim halinde olan evrenin gözlemlenmesinden başka bir şey değildir. Bildiğimiz anlamda bir zaman da yoktur. Eğer zaman var ise bu yalnızca içinde yüzdüğümüz bir denizdir. Bizim bir molekülümüz, öldüğümüzde toprağa karışıp oradan başka bir insanın vücunda ortaya çıkabilir. O molekül için tekrar bir hayat başlamıştır yani zamanda geriye dönmüştür. Ya da denizde geriye yüzmüştür. Bunu anladığımızda zamanda yolculuk gibi tartışmalara da son vermiş oluruz. Çünkü kaos teorisinde tüm evreni düşündüğümüzde aynı koşullar tekrar edilmez. Bu da zaten zamanda bilinen anlamıyla geriye dönüşün olmayacağı anlamına gelir. |