Sağlık
Tarım ve Gıdalar
| Administrator tarafından yazıldı | |
| Perşembe, 17 Eylül 2009 21:15 | |
|
AMERİKAN YERLİLERİ ve ZORUNLU DOĞUM KONTROL Amerikan Yerlileri üzerinde uygulanan doğum kontrol yöntemleri [10,11,12,13] Çoğu Amerikan yerlisi için en basit sağlık imkanlarına bile ulaşmak bir çok problem taşımaktadır. Bürokratik engeller, tıbbi personel yetersizliği ve ödenek yetersizliği gibi sorunlar bulunmaktadır.Yüzlerce yıldır Amerikan yerlileri çeşitli yöntemlerle soykırıma tabi tutulmuştur. Amerika kıtasının Avrupalılar tarafından "yeniden" keşfedilmesi ile başlayan bu süreçte, yerli halkın silahlar ile katledilmesinin dışına, kasti olarak battaniyeler ile çiçek virüslerinin bulaştırılması gibi biyolojik yöntemler de kullanılmıştır. Amerikan yerlileri hristiyanlık dinine geçmeye zorlanmış, çocuklar ufak yaşta alınarak misyoner okullara gönderilmiştir, kültürlerini, dillerini ve inançlarını kaybetmeleri sağlanmıştır. Bu durum yerli nüfusun kontrol altında tutulması politikası ile de uzun bir müddet devam etmiştir. Amerikan Yerlileri Kadın Sağlığı Eğitimi Merkezi ( The Native American Women's Health Education Resource Center), ABD Yerli Halkı Sağlık Servisi (IHS)'nin sürdürmüş olduğu yerli kadınların sağlığını kötü yönde etkileyen çalışmaları belgelemişlerdir. Bu çalışmalar arasında, zorla kısırlaştırma, Depo-Provera ve Norplant doğum kontrol ürünlerinin kullanımı da bulunmaktadır. 1970'li yıllarda IHS'nin görevli olduğu bazı bölgelerde Amerikan yerlileri üzerinde geniş çaplı kısırlaştırma çalışmaları yapılmıştır. 1975 yılında 25.000 Amerikan yerlisi kadın baskı, tehtid ve yanlış bilgilendirme ile kalıcı olarak kısırlaştırılmıştır. 1990'lı yıllarda bile alkolik veya uyumsuz olarak adlandırılan kadınlar üzerinde kalıcı kısırlaştırma yöntemleri uygulanmıştır.
Depo-Provera ve Norplant doğum kontrol ilaçları Bir çok Amerikan yerlisi kadının, güvenli doğum kontrol yöntemleri ararken, uzun dönemli gebelik önleyici Depo-Provera ve Norplant kullanmaları sağlanmıştır. Bu ilaçların bir çok yan etkisi bulunmaktadır ve bu konularda kadınlar bilgilendirilmemiştir. Depo-Provera, 10 aya dek etki edebilen uzun dönemli gebelik önleyici ve enjeksiyon ile verilen bir ilaçtır. Bu ilacın kullanılması damarlarda pıhtılaşma, kandaki yağ seviyesinde azalma, şeker toleransında azalma, düzensiz aşırı kanama ve depresyon gibi tehlikeli yan etkilere sebep olmaktadır. Bu ürünün kanser ve osteoporozla ilişkisi üzerine tıbbi çalışmalar bulunmaktadır. Norplant ise deri altına yerleştirilen kapsüllerden oluşan yavaşça ilacı kana salan bir uzun dönem gebelik önleyici üründür. 5 yıla kadar etkilidir ve istenildiğinde doktor tarafından alınabilir. Yan etkileri, düzensiz kanama, kilo dengesizliği, baş ağrısı, psikolojik dengesizlik olarak sayılabilir. Bu ilaç sigara içen, diyabet, yüksek tansiyon, yüksek kolestrol gibi ciddi tıbbi rahatsızlıkları olan kadınlara önerilmemektedir. 1986 yıllarında, IHS özellikle ruhsal hastalıkları olan yerli kadınlarda Depo-Provera uygulamıştır. Bir çok durumda ise kadınlar yeterince bilgilendirilmemiştir. Doğru bilgi verilse bile ABD'de Norplant deri altı implantının çıkartılması pahalıdır ve bir çok doktor bu operasyona yanaşmamaktadır. Ayrıca yerli halkta diyabet, obezite ve sigara kullanımı yüksektir ve bu durum ilgili ilaçların yan etkilerini arttırmaktadır. 1972-1976 Amerikan Yerli Halkı Sağlık Servisi ve kısırlaştırma operasyonları ABD'de yerli halkın sağlığından sorumlu olan Amerikan Yerli Halkı Sağlık Servisi (IHS) 1955 yılından beri ABD Halk Sağlığı Servisi (PHS)'ne bağlı olarak çalışmaktadır. IHS'nin Oklahoma, Claremore tesisinde çalışan, Choctaw yerlisi Dr. Connie Uri, IHS'nin yerli kadınlar üzerinde uyguladığı kısırlaştırma operasyonlarını ortaya açıkaran ilk kişilerdendir. Dr Uri hastane kayıtlarını incelediğinde, büyük miktarda kısırlaştırma ameliyatı yapıldığını görmüştür. Daha sonra kendisi, ameliyat olan kadınlarla görüşmeye gitmiştir. Görüşmelerinde çoğu kadının çocuk doğurduğu ilk bir kaç gün içinde bu ameliyatlara maruz kaldığını öğrenmiştir[1]. Hastane kayıtlarının kısırlaştırma ameliyatlarında, tüplerin bağlanması ve histerektomi (rahmin alınması) yöntemlerinin kullanıldığını gösterdiğini belirtilmiştir. Dr. Uri normal tıbbi uygulamalarda, histerektominin çocuk doğurma çağında olan kadınlarda kanser ve diğer ciddi sorunlar dışında uygulanmadığını belirtmiştir[1]. Dr Uri, yapılan bu ameliyatlar dışında kadınların tacize uğradığını da belirtmiştir. Kadınlara hastane personeli tarafından, kötü birer anne oldukları eğer ameliyatı kabul etmezlerse çocuklarının sosyal kurumlara verileceğini söyledikleri, Dr. Uri tarafından aktarmaktadır. Navajo rezervasyonunda (ABD'de kızılderililerin yaşaması için "rezervasyon" adı ile bölgeler belirlenmiştir) yapılan ve ABD Halk Sağlığı Servisi'nin finanse ettiği araştırmada araştırmacılar, 1972-76 yılları arasında kürtaj sayısında %130 artış olduğunu rapor etmişlerdir[2]. Bu durum Federal Hükümetin yerli halk üzerinde uyguladığı geniş çaplı "aile planlaması" programını ortaya koymaktadır. Aynı rapora göre, 1972-78 yılları arasında kısırlaştırma operasyonları ise iki kat artmıştır. ABD'de kısırlaştırma konuları yerli halk arasında açığa çıkmaya başladıktan sonra, bazı yerli kabile liderleri kendi araştırmalarına başlamışlardır. Kuzey Cheyenne rezervasyonu kabile hakimi Marie Sanchez, 50 kadın ile yaptığı görüşmede, kadınların 26'sının kısırlaştırıldığını öğrenmiştir. Bazı doktorların birden çok çocuğu olan kadınlara daha fazla çocuk yapmamaları gerektiğini anlattığı ve bazı doktorların ise ameliyattan sonra da kadınlara çocukları olabileceğini anlattıklarını belirtilmiştir[3]. ABD Halk Sağlığı Nüfus İşleri sekreteri Dr. Louis Hellman, ABD'de 150.000 düşük gelirli insanın kısırlaştırıldığını bildirmiştir[4]. Bu çerçevede fonlar ile yerli kadınların ameliyat masraflarının %90'ı karşılanmaktaydı. 1970'den beri ABD'de kadınların kısırlaşma oranı yıllık olarak 3 kattan fazla bir şekilde arttığı belirtilmektedir[4]. 1963-65 yılları arasında 400.000 Kolombiyalı kadının Rockefeller Fonu tarafından finanse edilerek kısırlaştırıldığı bilinmektedir. Bolivya'da, ABD tarafından nüfus kontrolü adı altında Quechua yerlilerinin bilgileri olmadan kısırlaştırıldığı belirtilmiştir[4]. 1967 yılında, Amerikan Halk Sağlığı Birliği ile Amerikan Ebe ve Jinokologlar Koleji'nn çalışmalarında, ülkedeki eğitim hastanelerinin %54'ünde kürtaja hak kazanmak için kısırlaştırma şartının ön koşul olarak sunulduğu ortaya konmuştur[5]. 1970'li yıllarda, ABD'de düşük eğitim sınıfına dahil kişilerin daha fazla kısırlaştırma operasyonuna tabi tutulduğu çünkü diğer yollar ile doğurganlıklarını kontrol edemedikleri ve doktorların bu sebeple ilgili yöntemleri uyguladığını belirten hekimler bulunmaktadır[6]. ABD'de uzun yıllar doktorlar "120 kuralı" dedikleri bir yöntem ile kısırlaştırma ameliyatı yapılıp yapılmayacağına karar vermişlerdir. Bu kurala göre çocuk sayısı ile yaş çarpıldığında 120'ye ulaşıyorsa kısırlaştırıcı yöntemler uygulanmaktadır[7]. Yerli halka uygulanan etik dışı kısırlaştırma sorunu ABD'li senatör James Abourezk'in dikkatini çekene dek ciddi bir adım atılmamıştı. Senatör Abourezk konunun doğruluğunun araştırılması için konuyu ilgili komisyona getirmiştir[3]. Tüm hastaneleri içermeyen şekilde, yallnız 4 bölgede yapılan araştırmada araştırmacılar toplam 3.400 vaka olduğunu bildiren bir rapor hazırlamışlardır. Ancak konu ile ilgili çevreler sayının çok daha fazla olduğu öne sürülmüştür. Rapor yazıldıktan sonra ABD Enformasyon Dairesi (U.S Information Agency) durumu reddetmiş ve kadınların rızaları ile bu operasonları olduklarını bildirmiştir[4]. Rapor kapsamında hastalarla görüşülmemiş ve örnek vakalar bildirilmemiştir[8]. Kısacası rapor sadece durumu geçiştirmek amacı ile hazırlanmıştı. Kaynaklar 1. Sterilization of Young Native Women Alleged at Indian Hospital, Akwesasne Notes , July 1974 2. Temkin-Greener, Helen, Surgical Fertility Regulation Among Women on the Navajo Indian Reservation, American Journal of Public Health, April 1981 3. Dillingham, Brint, American Indian Women and IHS Sterilization Practices, American Indian Journal, January 1977 4. Killing Our Future: Sterilization and Experiments, Akwesasne Notes, Spring 1977 5. Weisbord, Robert C. Genocide? Birth Control and the Black American. Greenwood Press, 1975 6. Westoff, Leslie A, Charles F, From Now to Zero, Little, Brown & Co., 1971 7. Arnold, Charles B, Public Health Aspects of Contraceptive Sterilization, in Behavioral-Social Aspects of Contraceptive Sterilization [Sidney Newman, ed.]. Lexington Books, 1978 8. Jarvis, Gayle Mark, The Theft of Life, Akwesasne Notes, Autumn 1977 9. Wagner, Bill, Lo the Poor and Sterilized Indian, America, Jan. 29, 1977 10. Native American Women's Health Education Resource Center , Dakota Roundtable II: A Report on the Status of Native American Women in the Aberdeen Area 11. Native American Women's Health Education Resource Center, A Review of the Use and Effects of Depo-Provera on Native American Women 12. Native American Women's Health Education Resource Center, The Impact of Norplant in the Native American Community 13. Native American Women's Health Education Resource Center, A Study of the Use of Depo-Provera and Norplant by the Indian Health Services. |


Çoğu Amerikan yerlisi için en basit sağlık imkanlarına bile ulaşmak bir çok problem taşımaktadır. Bürokratik engeller, tıbbi personel yetersizliği ve ödenek yetersizliği gibi sorunlar bulunmaktadır.
ABD'de yerli halkın sağlığından sorumlu olan Amerikan Yerli Halkı Sağlık Servisi (IHS) 1955 yılından beri ABD Halk Sağlığı Servisi (PHS)'ne bağlı olarak çalışmaktadır.