Sağlık
Tarım ve Gıdalar
| Administrator tarafından yazıldı |
| Pazartesi, 21 Eylül 2009 01:13 |
|
AŞILARIN BAĞIŞIKLIK SİSTEMİ VE BEYİN ÜZERİNDEKİ ZARARLI ETKİLERİ Çoğu zaman aşılar beklenen faydadan çok bünyede ve özellikle sinir sisteminde çeşitli zararlara sebep olmaktadır. Özellikle yardımcı katkı maddesi içeren aşılar, bağışıklık sistemine ve beyine tehlikeli zararlar verme potansiyeline sahiptir. Bu zararlar aşıların birden çok sefer uygulanması ile artmaktadır. Bu yazımızda aşıların beyine ve bağışıklık sistemine verebileceği zararları inceleyeceğiz.Serbest radikaller ve beyin hasarı Normal vücut hücrelerinde olduğu gibi beyin hücrelerinde de, hücresel fonksiyonlar esnasında çeşitli zarar verici kimyasal yan ürünler açığa çıkar. Bu ürünlere genel olarak serbest radikaller denmektedir. Serbest radikaller bir aracın egsozundan çıkan artık maddeler gibidir. Serbest radikallerin hücrede fazla birikmesi hücreye yavaş yavaş zarar verir ve hücreleri ölüme götürür. Serbest radikaller etkileştiği hücrelerde hücreye zarar verici yüksek aktifliğe sahip parçacıklardır. Çoğu serbest radikal, hücrelerin normal metabolik faaliyetleri sonucu açığa çıkar. Ancak toksik maddeler, radyasyon gibi etkilerle miktarları ve tehlikeleri artabilir. Zarar verici etkileri yüksek olduğu için hücreler serbest radikalleri nötralize edici bazı sistemler geliştirmişlerdir. Bunlara genel olarak antioksidant sistemleri diyebiliriz. Vücuttaki antioksidant sistemleri, vitaminler, mineraller, özel proteinler, tiyol (glutatyon, alfa-lipoik asit gibi) isimli maddeler gibi çeşitli alt birimlerin ortak çalışması ile işler. Mesela, vücuda yeterli vitamin ve mineral girmediğinde serbest radikallerin hücrelere verdiği zararlar artar. Otizm, ADD (dikkat eksikliği bozukluğu), ADHD (dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu) Alzheimer, Parkinson gibi hastalıklarda serbest radikal oluşumunda artış ve bağışıklık sisteminin belli bölümlerinde aşırı aktivasyon gözlemlenmiştir[1,2,3,4,5,6,7]. Burada anlaşılması gereken konu, bağışıklık sisteminin tümünün değil belli bölümlerinin fazla çalışmasıdır. Bağışıklık sisteminin belli bölümleri fazla aktifken, bazı bölümlerinin ise tersine daha az aktif olarak çalıştığı belirlenmiştir. Özellikle sinir sistemini etkileyen rahatsızlıkların doğuştan olanları bir kenara bırakıldığında, hastalıkların ana nedenleri olarak, besin değeri düşük yetersiz beslenme, toksik maddelere ve radyasyona maaruz kalma, yaşlılığa bağlı zayıflayan metabolizma ve fazla aşı kullanımını sayabiliriz. Yetersiz vücut savunma mekanizması sonucu çeşitli zararlı mikroorganizmalar da vücutta çoğalarak bu hastalıkların oluşumuna katkıda bulunmaktadır. Aşı çeşitleri ve bağışıklık sisteminin işleyişi Temelde aşıları iki gruba ayırabiliriz. Birinci grupta, etkisiz (öldürülmüş) hale getirilmiş virüs veya bakterileri, bunların parçalarını veya toksik maddelerini içeren aşılar bulunur. Diğer grupta ise canlı ancak zayıflatılmış organizmaları içeren aşılar bulunur. Aşıların bu içerikleri haricinde aşılara, insanlarda bağışıklık sisteminin verdiği tepkiyi arttırmayı amaçlayan çeşitli yardımcı maddeler eklenmektedir. Bu maddeler çoğunlukla squalene, aluminyum, yağ ve şeker yapılı (lipoglikanlar gibi) maddelerdir. Genellikle aşılar, aşıya göre değişen aralıklarla birden fazla seferde uygulanmaktadır. Aşı, bilindiği üzere uygulandığı kişilerde bağışıklık tepkisi yaratır. Ancak bu tepki doğal bağışıklıktan farklıdır. Normal şartlar altında hastalık yapan maddeler vücuda enjeksiyon yolu ile girmez. Çoğunlukla patojenler (hastalığa sebep olan maddeler ve canlılar) burun, ağız, solunum yolları, sindirim yolları mukozası (bu yolları kaplayan doku) gibi engellerden geçerek vücuda girer. Patojenler bu dokulardan geçerken, direkt damardan verilen patojenlere karşı oluşturulandan farklı bir bağışıklık sistemi tepkisi oluşur. Bu bağışıklık sistemi oluşumuna IgA (immun-globin A) bağışıklık sistemi denmektedir. IgA üst solunum yolları ve diğer bahsettiğimiz dokularda enfeksiyona karşı vücudun korunmasını sağlayan bağışıklık sistemi proteinleridir. Vücudun ilk koruma sistemini IgA'lar oluşturur ve vücuttaki diğer bağışıklık sistemi bölümlerinin fazla çalışmasını engelleyen kale duvarı gibidir. Genellikle IgA bağışıklık sistemi zararlı saldırganları ortadan kaldırır. Uzun süre uyarılan bağışıklık sisteminin tehlikesi Kandan direkt verilen aşılar ise normalde organizmanın alışık olmadığı bir durum olduğu için aşıların etkinliği yüksek değildir. Aşıların etkinliğini arttırmak için aşı üreticileri aşılara daha kuvvetli veya daha çok yardımcı maddeler katmaktadır. Fakat bu yaklaşım beraberinde büyük bir sorun getirmektedir. Özellikle bebekler, çocuklar, yaşlılar ve yetersiz beslenenlerde, bağışıklık sisteminin fazla uyarılması ters bir etki ile bağışıklık sisteminin işleyişini bozabilmektedir. Ayrıca günümüzde yiyeceklerin besin kalitesinin azaldığı göz önüne alırsa gün geçtikçe daha fazla kişi en riskli grup olan yetersiz beslenenler kategorisine girmeye başlamıştır. Aşılama sebebi ile karşılaşılan çok önemli bir sorun ise bağışıklık sisteminin uyarılmasının normalden daha uzun süre devam etmesidir. Bunun sebebi aşılara eklenen yardımcı maddelerdir. Bu maddeler dokularda birikerek sürekli olarak bağışıklık sisteminin uyarılmasını sağlamaktadır. Aksine, çoğu doğal enfeksiyonda bağışıklık sistemi kısa bir süre uyarılır ve enfeksiyon kontrol altına alındıktan sonra uyarılma devam etmez. Böylece aşırı çalışan bağışıklık sistemi sonucu normal vücut hücrelerinin zarar görmesi engellenir. Aşıların beyindeki zararlı etkileriAşıların beyine olan etkileri ile ilgili yeterli araştırmalar yapılmamaktadır. Halbuki özellikle birden fazla defa uygulanan aşılar, beyinde zararlı etkilere sebep olmaktadır. Bu konunun yeterli araştırılmamasının sebebi beyini saran kan-beyin bariyeri denilen zar sayesinde beyinin korunduğunun düşünülmesidir. Ancak çalışmalar çeşitli koşullar altında, beyini saran kan-beyin bariyerinden normalde geçemeyen bağışıklık sistemi hücrelerinin geçebildiğini göstermektedir[8,9]. Özellikle toksik maddeler veya beyindeki mikroglia isimli bağışıklık sistemi hücrelerinin uyarılması ile kan-beyin bariyerinin yapısı gevşer. Sonuçta normalde buradan geçemeyecek olan maddeler ve hücreler beyine girebilir. Ayrıca beyinin kendi bağışıklık sisteminin aşılar ile aktif hale geldiği de belirlenmiştir. Beyinde bulunan bağışıklık sistemi mikroglia adı verilen hücreler tarafından yürütülür. Bu ufak hücreler beyinde çeşitli şekillerde aktif olabilirler. Vücudun bağışıklık sistemi uyarıldığında beyindeki bağışıklık sistemi de uyarılmaktadır. Vücüt bağışıklık sisteminin uyarılma şiddeti arttıkça beyindeki bağışıklık sisteminin uyarılması da artar. Bağışıklık sisteminin uzun süreli uyarılması ise beyindeki bağışıklık sistemi hücrelerinin de uzun süre uyarılmasına sebep olur. Bu ise sinir sistemi ve beyinin zarar görmesine yol açar. Gerek mikroglia hücreleri gerek beyne giren diğer bağışıklık sistemi hücreleri zamanla çıkardıkları toksik maddeler ve diğer etkiler ile beyin dokusuna zarar vermeye başlar. Beyindeki bağışıklık sistemi hücreleri uyarıldığında sitokin ve kimokin adı verilen kimyasallar salgılamaya başlarlar. Ayrıca yabancı mikroorganizmaları yok etme amacı ile büyük miktarda serbest radikal üretirler. Ancak, gerçekte vücudu işgal eden yabancı organizma bulunmadığı halde, beyindeki bağışıklık sistemi hücreleri aşı sebebi ile aktif hale gelirler. Mikroglia hücreleri, glutamat ve quinolinik asit isimli, beyin hücrelerine zarar verebilen kimyasalları da salgılarlar. Bu maddeler beyinde serbest radikal oluşumunu arttırmaktadır. Özellikle üst üste yapılan aşılar veya tekrar eden aşılar beyindeki bu bağışıklık sistemi uyarılmasının uzun bir süre devam etmesine sebep olur. Sonuçta beyin zarar görmeye başlar. Otizm, ADD, ADHD gibi rahatsızlıklarda, sinir sisteminde yüksek miktarda sitokin ve diğer mikroglia kökenli kimyasallar tespit edilmektedir. Bu kimyasallar ve serbest radikaller sinir sistemi hücrelerini öldürmeye başlar. Normal işleyen bağışıklık sisteminde mikroglia hücreleri bu zararı azaltmak için sadece enfeksiyon boyunca aktif kalırlar, ancak aşılar bu süreyi uzatarak beyinin zarar görmesine sebep olur. Özellikle gelişim çağındaki çocuklar düşünüldüğünde zarar gören beyin hücreleri etkilenen bölgeye göre değişen, davranış bozukluğu, hafıza problemleri gibi çok çeşitli rahatsızlıklara sebep olabilir. Yetişkinlerde ise ALS, unutkanlık, Parkinson gibi rahatsızlıklara sebep olabilir. Aşıların yaptığı bu zararlı etkinin benzerini, vücudunda kronik enfeksiyon bulunan kişilerde de görebiliriz. Bu kişilerin de bağışıklık sistemi uzun süre aktif halde olacağından benzer sonuçlar gözlemlenebilir. Ayrıca aşılarda yabancı mikroorganizmalar bulunuyorsa bunlar da vücutta kronik enfeksiyona sebep olabilir. ABD'de askerlere yapılan aşılarda bulunan yabancı mikroorganizmalar ile askerlerdeki ALS hastalığı arasındaki ilişki Dr. Garth Nicolson tarafından ortaya konmuştur. Otistik çocuklarda yapılan araştırmalarda beyinde hücrelere bağışıklık sisteminin saldırdığı belirlenmektedir. Benzer durum sinir sistemi rahatsızlıklarında da görülmektedir. Bağışıklık sisteminin ürettiği sitokinler, kanser gibi bazı hastalıkların tedavisinde kullanılmaktadır. İlginç bir şekilde bu tedaviler esnasında beyinde görülen yan etkiler, yukarıda bahsettiğimiz etkilerle benzerlik göstermektedir. Aşılarda zayıflatılmış canlı virüs kullanılması da sorunlara yol açmaktadır. Yaşlılar ve otistik çocuklarda yapılan araştırmalarda, vücutlarında kızamık aşılarında kullanılanlar ile aynı genetik özelliklerde olan kızamık virüsü tespit edilmiştir. Bu virüslerin ise çoğu değişim geçirmiş yani mutasyona uğramış şekilde tespit edilmiştir. Özellikle vücutta üretilen serbest radikaller bu virüsleri mutasyon geçirmeye zorlamaktadır. Bu virüsler çok öldürücü bir hal almadıkça yavaş yavaş vücuda zarar verirler. Kaynaklar 1. Selek S, Savas HA et. al. Oxidative imbalance in adult attention deficit/hyperactivity disorder, Biol Psychol., Oct;79(2):256-9. Epub 2008 Jul 3. 2. Bulut M, Selek S, Malondialdehyde levels in adult attention-deficit hyperactivity disorder, 1: J Psychiatry Neurosci. 2007 Nov;32(6):435-8. 3. Butterfield, D. A., Castegna, A., Lauderback, C. M., Drake, J. (2002) Evidence that amyloid beta-peptide induced lipid peroxidation and its sequelae in Alzheimer’s disease brain contribute to neuronal death. Neurobiol. Aging, 23, 655-664. 4. Uttara B, Singh AV et. al. Oxidative stress and neurodegenerative diseases: a review of upstream and downstream antioxidant therapeutic options, Curr Neuropharmacol. 2009 Mar;7(1):65-74. 5. Demopoulos, H.B., Flamm, E.S., Pietronegro, D.D., Seligman, M.L. (1980) The free radical pathology and the microcirculation in the major central nervous system disorders. Acta Physiol. Stand. Suppl. 492, 91-119 6. Richardson, J.S., Subbarao, K.V., Ang, L.C. (1990) Biochemical indices of peroxidation in Alzheimer's and control brains. Trans. Am. Soc. Neurochem., 21,113. 7. Yoshikawa, T. (1993) Free radicals and their scavengers in Parkinson's disease. Eur. Neurol., 33, 60-68 8. BOVEN LA, MIDDEL J, VERHOEF J et. al.,The Blood-Brain Barrier in AIDS Dementia Complex, Abstr Intersci Conf Antimicrob Agents Chemother Intersci Conf Antimicrob Agents Chemother. 1999 Sep 26-29; 39: 512 (abstract no. 1841). 9. Schneider, S. W., T. Ludwig, L. Tatenhorst, S. Braune, H. Oberleithner, V. Senner, and W. Paulus. 2004. Glioblastoma cells release factors that disrupt blood-brain barrier features. Acta Neuropathologica 107(3): 272–276. PMID 14730455. Retrieved February 23, 2009 |


Çoğu zaman aşılar beklenen faydadan çok bünyede ve özellikle sinir sisteminde çeşitli zararlara sebep olmaktadır. Özellikle yardımcı katkı maddesi içeren aşılar, bağışıklık sistemine ve beyine tehlikeli zararlar verme potansiyeline sahiptir. Bu zararlar aşıların birden çok sefer uygulanması ile artmaktadır. Bu yazımızda aşıların beyine ve bağışıklık sistemine verebileceği zararları inceleyeceğiz.
Aşıların beyindeki zararlı etkileri