Sağlık
Tarım ve Gıdalar
| Administrator tarafından yazıldı | ||||
| Pazar, 30 Ağustos 2009 18:43 | ||||
|
AŞILAR ve ETKİLERİNE GİRİŞ Aşı sorunu Aşıların teorik amacı, önceden bağışıklık sistemini zayıflatılmış veya öldürülmüş mikroplar ile uyararak, ilgili hastalıkla karşılaşıldığında vücudun çabuk ve etkili bir tepki vermesini sağlamaktır. Vücut, yabancı mikroplar veya moleküller ile karşılaştığında öncelikle onları tanır ve daha sonra onları ortadan kaldırmak için gerekli bağışıklık sistemi basamaklarını çalıştırır. Bu basamaklar çalışırken moleküler bir sistem ile yabancı mikroplar kayıt altına alınır, böylece bir dahaki sefere vakit kaybetmeden bu yabancıların yok edilmesi için gereken hücreler üretilir. Aşılamada bu kayıt sistemi çalıştırılmak istenir ancak aşının veriliş şekli, içeriğindeki maddeler gibi bir çok etmen, istenen amacın doğru bir şekilde gerçekleşmesini engellemektedir. Hatta doğal bağışıklık sistemine zarar verdiğine dair veriler de bulunmaktadır. İnsanları yakından ilgilendiren bu konuda bağımsız araştırmalar ve objektif incelemeler yapılmalı ve toplum bilgilendirilmelidir. Bu sebeple aşılar ile ilgili özellikle bağımsız araştırma yapan doktor ve bilim insanlarının araştırmalarını ve sonuçlarına dair yorumları aşılar başlığı altında bulabilirsiniz. Aşılar gerçekten koruma sağlıyor mu? Aşıların gerçek amacı olan hastalıktan koruma gücü üzerine yeterli bilimsel çalışma yapılmamıştır. İlaç firmaları için büyük kar getiren aşılar çeşitli yan etkilere sahiptir. Ancak özellikle ABD'de aşı üreten firmaları koruyan düzenlemeler bulunmaktadır. Washington Post gazetesi 28 Kasım 2002 haberine göre, ABD Ülke Güvenliği birimi (Homeland Security), Eli Lilly, Sanofi-Pasteur gibi aşı üreticilerini cezai sorumluluktan koruyan düzenlemeyi yasallaştırmışlardır. Almanya'da 1975'de kaldırılan zorunlu boğmaca aşısı sonrasında boğmaca görülme oranı sürekli olarak azalmıştır[3]. Daha az çocuk bu aşıyı olmasına rağmen hastalığın görülme oranı düzenli olarak azalmıştır. ABD'de okullarda kızamık aşısını takiben kızamık salgınları görülmeye başlanmıştır. Hatta normalde hastalığın görülmediği yerlerde de aşılama sonrası hastalık ortaya çıkmıştır. Tüm öğrencilerin aşılandığı okullarda kızamık salgını görülmeye başlanmıştır. İngiltere'de ise kızamığa bağlı ölüm oranları kızamık aşısından önce %97 seviyelerinde azalma göstermiştir. ABD'nin Kansas eyaletinde 1986 yılında görülen 1300 boğmaca vakasının %90'ı aşılanmış çocuklardan oluşmaktaydı. Hollanda'da, çocukların %96'sının 1 yaşında aşılanmasına rağmen, boğmaca 20 yıl boyunca salgın olarak görülmeye devam etmiştir[4]. İngiltere'de 1940'da difteri aşılamasına başlandıktan sonra, takip eden yıl içerisinde difteriye bağlı ölümlerde yaklaşık %10 oranında artış görülmüştür[5]. Almanya'da başlayan mecburi aşılama ile, difteri görülme oranı 1932'de 64.138 iken, 1936'da 150.000 seviyelerine çıkmıştır[6]. Mecburi aşılama olmayan Norveç'te ise 50 vaka görülmüştür. Çiçek aşısı örneğiÇiçek aşısı insanlara uygulanmaya başlamadan önce insanlarda çiçek hastalığı görülme oranı doğal olarak azalma eğilimindeydi. Japonya'da 1872'de başlayan zorunlu aşı kampanyasına rağmen, 1892 yılında 165.774 çiçek hastalığı vakası görülmüş ve yaklaşık 30.000 kişi hastalık sebebi ile ölmüştür. Aynı şekilde zorunlu olarak İngiltere'de 1867'de çiçek aşısı uygulanmaya başlanmıştır. Takip eden 4 yılda 2 ila 50 yaş arasındaki insanların yaklaşık %98'i aşılanmıştır. Aşılama kampanyasından sonraki yılda 44.840 ölüm ile İngiltere'de en büyük çiçek hastalığı salgını baş göstermiştir[1]. 1871-1880 yılları arasında İngiltere'de çiçek hastalığının görülme oranı 100.000 kişide 28'den, 100.000 kişide 46'ya yükselmiştir. Kısacası çiçek aşısı kampanyası başarılı olmamıştır. İnsanların yükselen hayat standartları, daha temiz suya ulaşabilme, daha iyi temizlik gibi sonuçlara bağlı olarak iyileşen sağlık koşulları, zaten bir çok salgın hastalığın yayılmasını sınırlamaya başlamıştı. Ancak bu gidişat sanki aşılar sebebi ile oluşmuş gibi yanlış bir yaklaşımla halkın önüne sunulmuştur. Yine İngiltere'de 1956 yılında kullanıma geçen çocuk felci aşısından önce, bu hastalık büyük oranda azalmıştı. 1900 yıllarının başlarında Dr. W.B Clarke şu beyanı vermiştir: ”Kanser, mecburi sığır çiçek hastalığı aşısı kampanyaları yapılmadan önce rastlanılan bir hastalık değildi. İncelediğim 200 kanser vakasında aşılanmamış bir kanserli hasta ile karşılaşmadım”[2]. Aşılar neden hastalıklara karşı korunmada yetersizdir? Gerçek bir bağışıklığın oluşması için vücudun yabancı ajanlara karşı tam bir tepki oluşturması gereklidir. Ancak aşılar ile verilen zayıf mikroplara karşı vücut tam bir tepki gösteremez bu sebeple doğal bağışıklık benzeri gerçek bir bağışıklık oluşmaz. Bir nevi vücut kandırılmaktadır. Sonuçta gerçek hastalık mikrobu ortaya çıktığında gerektiği gibi tepki verilemez. Aşılar güvenli mi? Dr. Robert Strecker, ABD Savunma Bakanlığı'na 1969 yılında zencilere karşı kullanılmak üzere AIDS virüsü geliştirilmesi için 10.000.000 $ verildiğini iddia etmiştir[8]. Dr. Strecker ABD kongresinin bağışıklık sistemini zayıflatan biyolojik ajanların geliştirilmesi için fon sağladığını öğrenmiştir. AIDS mikrobunun keşfini yapan Robert Gallo şu beyanı vermiştir: "AIDS araştırmacıları yüksek miktarda para aldıkları için konuşmamayı tercih etmektedir". 1987 Mayıs ayında London Times gazetesi, Dünya Sağlık Örgütü'nün yürüttüğü Afrika'daki aşı kampanyasının AIDS hastalığını insanlara bulaştırdığı haberini verir. 100 milyon Afrikalı'nın aşılandığı belirtilmiştir. En çok aşı yapılan bölgelerde AIDS oranının da aynı miktarda yüksek olarak görüldüğü bildirilmiştir. Ayrıca New York'da 1978 yılında, 2000'den fazla beyaz eşcinsel erkeğe Hepatit B aşısı içerisinde AIDS'e sebep olan organizmalar verilmiştir. ABD'de Los Angles, San Francisco, Chicago gibi yerlerde de 1978-79 yıllarında aynı uygulama yapılmıştır. ABD Halk Sağlığı salgın hastalıklar çalışmaları sonuçlarına göre aynı şehirlerde diğer ABD şehirlerine göre daha yüksek oranda AIDS vakaları olduğu belirlenmiştir. Normal olarak kendi halinde yayılan virütik hastalıkların toplumda görülme sıklığı her 20 yılda iki katına çıkmaktadır. AIDS hastalığının yayılımı ile ilgili öne sürülen teoriye göre, HIV virüsü maymunlardan Afrikalı pigme topluluklarına 1940'larda bulaşmıştır. Eğer bu doğru kabul edilir ise hastalığın 1960'larda aynı topluluk içerisinde daha yüksek oranlara çıkması gereklidir. Ancak Dünya Sağlık Örgütü, 1977'de çoğunlukla şehirlerde yaşayan kişilerde çiçek aşısı kampanyasını başlattıktan sonra, AIDS görülme oranı şehirde yaşayan Afrikalılar'da sürekli artmıştır. Tersine pigme topluluklarında çiçek aşılaması yapılmamış, AIDS görülme oranı çiçek aşısı yapılan Afrikalılara göre daha az olmuştur.
Çeşitli çalışmalarda sarı humma aşısında kuş lösemi virüsü tespit edilmiştir. Dr. Hilleman ise Dr. Salk ve Dr. Alber Sabin'in çocuk felci aşılarından polyoma virüsü olan SV40 (Simian vacuolating virus 40) virüsünü izole etmiştir. Bu aşılarda 40 farklı virüs çeşidi tespit etmişlerdir[11]. SV40 virüsü malignant (kötü huylu) tip kansere sebep olmaktadır. Non Hodgkin lenfoma vakalarının %43'ünde[12], beyin tümörlerinin %36'sında[13], sağlıklı insanların %18'inin kanında, sağlıklı spermlerin %22'sinde ve birçok kötü huylu tümörde SV40 virüsü tespit edilmiştir. ABD Güney Kaliforniya Universitesi Pataloji profesörlerinden Dr. John Martin, Amerikan Gıda ve İlaç Dairesi (FDA)'inde Viral Onkoloji bölümünde çalışmıştır. 1976-1980 yılları arasında yaptığı çalışmalarda Lederle firmasının Orimune çocuk felci aşılarında yabancı DNA molekülleri bulmuştur. Çalışmasının çocuk felci aşısı testleri için gereksiz olduğu üstleri tarafından kendisine bildirilerek, araştırmasına devam etmesi engellenmiştir. Dr. Martin daha sonra Lederle çocuk felci virüsünün üretildiği Afrika yeşil maymunlarında simian cytomegalo virüsünün de bulunduğunu farketmiştir. Mesele önemsenmeyerek kontamine olmuş aşı üretimine devam edilmiştir. Dr. Martin önceki çalışmalarında kronik yorgunluk görülen hastalarda hücreleri parçalayan virüsler tespit etmiştir. Bu virüslerde bağışıklık sistemi tarafından algılanmalarını sağlayan genler bulunmadığından bu virüslere karşı vücut antikor geliştirememektedir. 1995 yılında Dr. Martin bu virüslerin bazılarının Afrika yeşil maymunlarındaki insana bulaşabilen simian cytomegalo virüsününden geliştiğini tespit etmiştir. 1987 yılında, Merck firması aşı üretim bölümü başkanı Dr. Hilleman, 1950 ve 1960'lardaki aşı kampanyaları ile binlerce insanın kanser sebebi ile öldüğünü kabul etmiştir. Kontamine olmuş çocuk virüsü aşılarında bulunan kanser virüsü sebebi ile olduğunu belirtmiştir. Hillman'a göre Merck firması bu durumdan haberdardı ancak aşının piyasa sürülmesi durdurulmadı. Aşılar ve ani bebek ölümleri ABD Minnesota'da ani bebek ölümlerinin 1953-1992 yılları arasında 1000'de 0.55'den, 1000'de 12.8'e arttığğı gözlemlenmiştir. En yüksek ölüm oranı ise 2-4 aylık arasında görülmüştür. Bu aylar bebek aşılarının yapıldığı döneme denk gelmektedir. Ölümlerin %85'inin ilk 6 ay içinde olduğu gözlemlenmiştir. Ani bebek ölümlerinin, aşılanan bebek miktarındaki artış ile paralel olarak yükseldiği belirlenmiştir. ABD'li doktor W. Torch, DPT aşısını takip eden 3 ila 19 saat içerisinde ölen bebekleri tespit etmiştir. Çalıştığı 70 ani bebek ölümü vakasının 3'de 2'sinin yakın zamanda aşılandığını tespit etmiştir[7]. Tip-1 diabet ve aşılar Tip-1 diabet, insülin hormonu eksikliğine bağlı olarak oluşan bir hastalıktır. Aşılamaya bağlı oluşan diabet ile ilgili Dr. John Classen bir çok araştırma yapmış ve makaleler yayınlamıştır[15]. Çocuklarda görülen Tip-1 diabetin yüksek oranda aşılara bağlı olduğunu belirlemiştir. Dr. Classen araştırmalarında Finlandiya'da hemophilus influenza B tipi aşıların tip-1 diabete sebep olduğunu göstermiştir. Yeni Zelanda'da, çocuklarda tip-1 diabet görülme oranının, Hepatit B aşısı kampanyasından sonra %61 oranında arttığı belirlenmiştir. İngiltere ve Danimarka'da aynı aşılama programı ile paralel olarak tip-1 diabette artış gözlemlenmiştir. Aşıların bazı diğer tehlikeleri Jonas ve Darell Salk 1977 yılında Science dergisinde, grip ve çocuk felci aşılarının korumak yerine hastalığı ortaya çıkarabileceğini belirtmişlerdir. Ayrıca kabakulak ve kızamık aşılarının beyne zarar veren yan etkileri olabileceğini belirtmişlerdir. Domuz gribi aşısı, ABD'de insanlarda domuz gribi görülmeden önce uygulanmaya başlamıştır. Aşı insanlara uygulandıktan sonra Guillain-Barre sendromuna (sinir sistemini etkileyen bir rahatsızlık) sebep olduğu tespit edilmiştir. Çiftçiler ise aşının bir çok hayvanı öldürmesi sebebi ile hayvanlarını aşılatmak istememişlerdir. Artan aşılanma oranı ile beraber özellikle çocuklarda romatoid artrit, lupus erythematosus, sedef, multipl-skleroz, astım gibi oto-immün hastalıklarda artış görülmektedir. Bu tip hastalıklara genetik faktörler ve diğer çevre faktörlerinin etkisi de vardır ancak aşılar ile geçen yabancı DNA ve proteinler, civa, aluminyum, formaldehit ve diğer yabancı ajanların etkileri mutlaka çok daha ayrıntılı bir şekilde incelenmelidir. 1999 yılında ABD'de tüm bebekler için rota virüsü aşılanması yapılması tavsiye edilmiştir. Bu virüs grubu çocuklarda ağır ishallere sebep olmaktadır. ABD'de aşı uygulaması ile beraber aşıya bağlı bebek ölümleri ve tehlikeli bağırsak problemleri ortaya çıkmıştır. Ön çalışmalarda aşının bağırsak problemlerine yol açtığı görülmesine rağmen piyasaya sürülmüştür[14]. Avustralya'da yapılan araştırmada boğmaca aşısı olanlarda beyin iltihabı oluşma riski doğal yollarla hastalığı yaşayanlara göre 5 kat fazla olarak belirlenmiştir. Toksik aşı hammaddeleri Aşıdan aşıya farklılık göstermekle beraber birçok aşıda toksik etki gösteren kimyasallar bulunmaktadır. Bazı aşılarda bulunan thimerosal, yaklaşık %50 oranında civa içermektedir. Bu maddenin otizme sebep olduğuna dair veriler bulunmaktadır. Koruyucu olarak aşılara katılan bu maddedeki civa sinir sistemine zarar veren bir maddedir. 1927'de patentlenen thimerosal maddesi 1930 yılında Eli Lilly şirketi tarafından üretilerek aşılarda kullanılmaya başlandı. O devirde Eli Lilly şirketi yönetiminde 43. ABD başkanı George W. Bush'un dedesi Prescott Bush bulunmaktaydı. Eli Lilly şirketinin 22 menenjit hastası üzerinde yaptığı thimerosal denemelerinde denekler hayatını keybetmiştir. Ancak deneklerin zaten menenjit hastalığından ölmek üzere olduğu bildirilmiştir. 1935 yılında aşı üreticisi Pitman-Moore köpekler üzerinde yaptığı deneylerde thimerosal maddesinin köpekler iiçin toksik olduğunu bildirmiştir. 1977 yılında Rusya'da yapılan araştırmalarda etil-civanın (thimerosaldaki civa türevi) beyne zarar verdiği tespit edilmiş ve 1980 yılında çocuk aşılarında bulunması yasaklanmıştır.
Aşılarda görülen diğer bir toksik madde aluminyumdur. Macrophagic myofasciitis isimli hastalığa yakalanan kişilerin aluminyum ihtiva eden aşılar ile aşılandıkları tespit edilmiştir. İmmünogenetik uzmanı Dr. Hugh Fudenberg'in 1970-1980 yılları arasında yaptığı araştırmalara göre Alzheimer hastalığı riski her yıl yapılan grip aşıları ile artmaktadır. ABD Kentucky Universitesi Kimya bölümünde profesör olan Dr. Boyd Haley, civanın beyine olan etkileri üzerine araştırmalar yapmıştır. Yaptığı araştırmalarda Alzheimer hastalığı ve civa zehirlenmesi arasında ilişki bulmuştur[16]. Beyinde Alzheimer hastalığını tanımlayan 7 tane karakteristik özelliği, beyin veya sinir hücresi dokularında düşük dozda civa ile üretebildiklerini belirtmiştir[17]. Bu sonuçlar aşılardaki civa ile Alzheimer arasında direkt bağlantı olduğunu göstermemektedir ancak riski arttıran bir faktör olması açısından daha ayrıntılı araştırmalar yapılmalıdır. Aşı üretimi esnasında çeşitli antibiyotikler (gentamicin, neomycin gibi) kullanılmaktadır. Ayrıca triton X-100 (deterjan türü), polysorbat, jelatin, protein kalıntıları gibi maddeler son ürün içerisinde bulunabilmektedir. Çeşitli aşılar içerisinde bulunan maddelerin listesi ve riskleri için “http://www.novaccine.com/vaccine-ingredients/” adresine tıklayarak bilgi alabilirsiniz. ABD'de hepatit B aşısına bağlı yan etkiler sebebi ile bebek ölümleri görülmektedir. Hepatit B cinsel ilişki veya kan yolu ile bulaşmaktadır. Bu sebeple normalde bebeklerin bu hastalığa yakalanma riski çok düşüktür. Aşı uzmanı, Dr. Philip Incao'nun da belirttiği üzere hepatit B aşısının taşıdığı riskler faydasının önüne geçmektedir[18]. Kanser ve aşılar arasındaki bağlantı üzerinde ciddi araştırmalar yapılması gereklidir. Erken yaşta yapılan aşılar immün sistem için önemli olan timüs bezindeki olgunlaşmamış hücreleri önemli oranda azaltabilir. Bu hücreler normalde hastalıklara karşı savaşta bölünerek çoğalır. Bu hücrelerin eksilmesi kalıcı bağışıklık kazanmayı zorlaştırır. Ayrıca bağışıklık sistemi zayıfladıkça kansere yakalanma riski artmaktadır. Özellikle kansere sebep olan virüsler daha rahat bir şekilde vücut içerisinde çoğalabilir. “Tek güvenli aşı hiç kullanılmamış olandır” Amerikan Ulusal Sağlık Enstitüsü (NIH) müdürlerinden Dr. James R. Shannon Kaynaklar 1. Null Gary Vaccination: An Analysis of the Health Risks- Part Townsend Letter for Doctors & Patients Dec. 2003 pg 78 2. Mullins Eustace Murder by Injection pg 132 The National Council for Medical Research, P. O. Box 1105, Staunton, Virginia 24401 3. Gary Null Interview with Dr. Dean Black April 7, 1995 4. Melker HE, et al Pertussis in the Netherlands: an outbreak despite high levels of immunization with whole-cell vaccine Emerging Infectious Diseases 1997; 3(2): 175-8 Centers for Disease Control 5. Weekly Epidem Record RH970. 28 September 1944. 6. Beddow-Bayley,M. The Schick Inoculation Against Diphtheria, Clacton & Dist AV Soc/National AV League. 1939 7. Torch WS Diptheria-pertussis-tetanus (DPT) immunizations: a potential cause of the sudden infant death syndrome (SIDS) Neurology 1982; 32-4 A169 abstract. 8. Collin Jonathan The Townsend Letter for Doctors & Patients 1988 abstracted in Horowitz L. Emerging Viruses Aids & Ebola pg 1-5 9. Harris RJ et al Contaminant viruses in two live vaccines produced in chick cells.J Hyg (London) 1966 Mar:64(1) : 1-7 10. Bernice Eddy, Sarah Stewart (1959) Characteristics of the SE Polyoma Virus, vol:49 no:11 11. Horowitz Leonard G. Emerging Viruses AIDS & Ebola pg 484 12. Vilchez RA et al Association between simian virus 40 and non-Hodgekin lymphoma Lancet 2002 Mar 9;359(9309):817-823 13. Bu X A study of simian virus 40 infection and its origin in human brain tumors Zhonghu Liu Xing Bing Xue Zhi 2000 Feb;21 (1):19-21 14. Null, Gary Vaccination: An Analysis of the health risks-Part 3 Townsend letter for doctors & patients Dec. 2003 pg 78 15. Classen, JB et al. Association between type 1 diabetes and Hib vaccine BMJ 1999; 319:1133 16. The Relationship of Toxic Effects of Mercury to Exacerbation of the Medical Condition Classified as Alzheimer’s Disease by Boyd E. Haley, PhD. 17. NeuroReport, 12(4):733-737, 2001 18. Incao, philip M.D. Letter to representative Dale Van Vyven, Ohio House of Representatives March 1, 1999 provided to www.garynull.com by The Natural Immunity Information Network |


Aşı sorunu
Çiçek aşısı örneği
