Biz neyiz sorusuna cevap ararken farklı bir şekilde düşünmemizi sağlayabilecek bir durumu inceleyelim. Bu günden yıllar sonra teknolojinin çok geliştiğini varsayalım, öyle ki artık bir insanın beynindeki tüm bilgileri, buna duygular da dahil, bir bilgisayara kaydedebiliyor olalım. Siz şu anki yaşınızda o zamanda olun. Sizin bir tane de genetik kopyanız yapılsın ancak bu kopya laboratuvar ortamında büyütülsün, mesela siz 30 yaşındasınız ve uyutuluyorsunuz 30 yıl boyunca, kopyanız ise büyüyor. Aynı yaşa geldiğinizde kopyanızın beynine, sizin uyutulduğunuz anda bilgisayara kaydedilen bilgileriniz aktarılıyor. Daha sonra aynı anda uyandırılıyorsunuz. Evet şimdi hanginiz sizsiniz? Anneniz geliyor veya bir arkadaşınız, size bakıyor ayırd edemiyor. Sizin siz olduğunuzu nasıl anlatabilirsiniz? Sizin anlattıklarınızın aynısını kopyanız da anlatacaktır. Peki o zaman siz nesiniz? Kopyanızla siz hayata tekrar başladığınız andan itibaren farklı uyaranlara maaruz kalacak ve farklılaşacak. Bu da kopyanızın sizin yaşayabilecek olasılıklarınızdan birisi olması anlamına gelir. Öyle ise siz sabit bir kişi değilsiniz! Aslında biz bir çok değişkenin anlık birer sonuçları bütünüyüz. Açmak gerekirse, mesela kendinizi tarif edin. Bir arkadaşınıza veya tanımadığınız birine ya da ayna karşısında kendinize, kendinizi anlatın. Bir yandan da yazın bunları. Akıllı, araştırmayı seven, gezmeyi seven, spor yapan vb. liste uzar. Sonra inceleyin aslında bu her alt tanım başkasında da olan özelliklerden birisidir. Peki sizi siz yapan bu tanımlar mı? Sanırım olmayacağını anladınız. Öylese gerçek ben nedir? Aslında gerçek ben yoktur çünkü biz bir üst bütünün alt parçası bir alt bütünün üst parçasıyız. Gerçek ben biziz tüm evren. Tek başımıza hiç bir anlamımız yoktur, tek başımıza var olamayız da. Biz alt parçaların bir birleşimi ve sürekli değişen bir yapısıyız. Öyle ise ben böyleyim, ben şöyleyim demek aslında bir fotoğraf karesini anlatmak oluyor. Madem bir olasılıklar bütünüyüz, bu olasılıkları değiştirme imkanımız da var. İşte gelişmiş bir sinir sistemi bunun için bulunuyor. Ben korkak birisiyim veya beceriksizim ya da şanssızım gibi sabit fikirlere sahip olmak kendimizi reddetmektir. Kendimizin sürekli değişen ve değişebilen bir varlık olduğunu anlayabilmek aslında hayatı anlamamızda en büyük adımı atmış olmamız demektir. İnsanın doğup öldüğü gibi sahip olduğumuz özellikler de doğup ölebilir, onları zorla yaşatmaya çalışan bizleriz aslında.